ABD, Çin ile bağları koparmıyor ama riskleri azaltıyor

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Çin ile ilişkilerde ekonomik bağları koparma stratejisi gütmediklerini fakat başta askeri güç dengesini etkileyebilecek kritik teknolojilere erişim olmak üzere riskleri azaltmaya, tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye çalıştıklarını söyledi.

Sullivan, Washington’daki Brookings Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, ABD’nin küresel ekonomik stratejisi ve Çin’e yaklaşımına dair değerlendirmelerde bulundu.

ABD’nin Çin’e yönelik ihracat kısıtlamalarının bazı kritik sektörlere özel olduğunu, ekonomik ilişkilerin genelini hedef almadığını vurgulayan Sullivan, “Çin’le bağları koparmıyoruz, riskleri azaltıyoruz. İhracat kontrollerimiz dar anlamda askeri güç dengesini değiştirebilecek teknolojilere odaklanıyor. ABD ve müttefiklerine ait teknolojilerin bize karşı kullanılmayacağından emin olmak istiyoruz.” dedi.

Sullivan, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen’in, yakın zaman önce Çin ile ilişkilerde ekonomik bağımlılık risklerinin azaltılmasının gereğine işaret ettiğini belirterek ABD’nin riskleri azaltma konusunda Avrupalı müttefikleriyle mutabık kaldığını, bu yaklaşımın, etkin ve dirençli tedarik zincirleri oluşturmak, ekonomik alanda zorlamalarla karşılaşmamak için gerekli olduğunu vurguladı.

ABD’nin Çin ile ticaretten vazgeçmediğine, ikili ticaretin geçen yıl rekor hacme ulaştığına dikkati çeken Sullivan, “Çin ile çok boyutlu rekabet ediyoruz ancak çatışma ve cepheleşme arayışında değiliz. Rekabeti sorumlu şekilde yönetmek, işbirliği yapabileceğimiz alanlarda birlikte çalışmak istiyoruz. Ulusal güvenlik çıkarlarımızı koruyup aynı zamanda sağlıklı ekonomik rekabeti sağlayabiliriz. Bunun için Çin’in de kendi payına düşeni yapması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Dünyada yeni bir uzlaşmaya ihtiyaç var”

Sullivan, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası bölünmüş dünyada yeni bir ekonomik düzen kurduğunu, bu düzenin ABD’de ve dünyanın birçok bölgesinde teknolojik ilerlemelere ve refahın yükselmesine katkı sağladığını ancak son yıllarda yaşanan bir dizi gelişmenin bu düzendeki çatlakları ortaya çıkardığını ifade etti.

Küresel ekonomik iş bölümündeki kaymaların ABD’de işçi sınıfını geride bıraktığını, 2008 mali krizinin orta sınıfları sarstığını, Kovid-19 salgınının tedarik zincirlerinin kırılganlığını ortaya koyduğunu, iklim değişikliğinin yaşamı ve geçimi tehdit ettiğini, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ekonomide aşırı bağımlılığın risklerini ortaya koyduğunu dile getiren Sullivan, “Dünyada yeni bir uzlaşmaya ihtiyaç var.” dedi.

Sullivan, ABD Başkanı Joe Biden liderliğindeki hükümetin, bu yüzden hem yurt içinde hem de uluslararası ortaklarıyla mevcut sorunlara yanıt verecek yeni bir sanayi ve inovasyon stratejisi oluşturmaya çalıştığını, bir yandan ekonomik ve teknolojik gücüne yatırım yaparken diğer yandan çeşitlendirilmiş ve güçlendirilmiş küresel tedarik zincirlerinin oluşturulmasını, işçi haklarından çevrenin korunmasına, güvenilir teknolojilerden iyi yönetime kadar farklı alanlarda yüksek standartların belirlenmesini desteklediğini kaydetti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir