Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından tutukluluğuna ilişkin Türkiye’ye altı önemli soru yöneltti. İmamoğlu, 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak cezaevine konmuştu. AİHM, bu süreçle ilgili olarak Türkiye’nin tutukluluğun hukuka uygunluğuna, makul şüpheye, tutukluluk süresine ve etkili başvuru yollarına dair sorularını sıraladı.
Mahkeme, ayrıca İmamoğlu’nun tutuklanmasının siyasi nedenlerle mi gerçekleştiğini ve bu durumun cumhurbaşkanı adaylığına engel olup olmadığını sorguladı. AİHM, özellikle İmamoğlu’nun tutuklandığı dönemdeki siyasi bağlamın önemine vurgu yaparak, hükümete bu konudaki sorularını yöneltti.
AİHM’nin en dikkat çekici sorularından biri, İmamoğlu’nun tutukluluk sürecinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) çerçevesinde öngörülen amaçlar dışında olup olmadığıydı. Bu bağlamda, mahkeme, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılanmasının da siyasi sebeplerle olduğuna dair kararını hatırlattı. AİHM, tutukluluğun, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığını ve seçim sürecine olan katılımını engelleyip engellemeyeceğini sorguladı.
Mahkeme ayrıca, İmamoğlu’nun tutuklanmasının “makul şüphe”ye dayanıp dayanmadığını ve tutuklama kararlarının yeterli gerekçelere sahip olup olmadığını da sorguladı. Daha önce benzer durumlarda, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın tutuklamalarında “makul şüphenin oluşmadığı” yönünde kararlar verilmişti. AİHM, ayrıca soruşturma dosyasındaki erişim kısıtlamalarının, İmamoğlu’nun tutukluluğa itiraz etme hakkını etkileyip etkilemediğini de araştırdı.
Ekrem İmamoğlu, 19 Mart 2025’te gözaltına alındıktan sadece dört gün sonra tutuklandı. 10 Kasım 2025 tarihinde AİHM’ye haksız tutuklamaya dair başvuru yapıldı. İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, 26 Aralık’ta AİHM’nin başvuru için “öncelikli inceleme kararı” aldığını sosyal medya üzerinden duyurdu. Pehlivan, bu kararın Türkiye’den yapılan başvurularda nadiren verildiğine dikkat çekerek, AİHM’nin yönelttiği soruların dosyanın hukuka uygunluğunun ötesinde siyasi haklar, seçim süreci ve demokratik temsil boyutlarını da kapsayacak şekilde genişletildiğini belirtti.