ABD, Rus uçağına nasıl müşteri oldu? Tahran istedi, Washington topladı: Moldova’da 21 uçaklık kriz

Haber gorseli

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Takvimler 1970’li yılların sonunu gösterdiğinde ABD casus uyduları, Sovyetler Birliği üzerinde çektiği fotoğraflarda önemli bir detayı yakaladı. Fotoğraflar, Moskova’nın yeni bir savaş uçağı geliştirdiğine işaret ediyordu. ABD’li uzmanların fotoğraflar üzerinde yaptığı detaylı çalışmaların ardından Sovyetler Birliği’nin yeni geliştirmeye başladığı bu uçağın, o dönem ABD’nin elinde bulunan F-15 ve F-16 gibi savaş uçaklarına rakip olacak özelliklere sahip olduğunun anlaşılması çok uzun sürmedi. MiG-29 adı verilen bu yeni savaş uçağı, 1980’li yıllarda hizmete girdikten sonra da Batı bloku için büyük bir bilinmezlikten ibaretti ve kabiliyetleri hakkındaki belirsizlik askeri otoriteleri bu uçak hakkında zaman zaman endişelendiriyordu. Ancak bu endişeler çok uzun sürmedi. 1980’li yıllar, Sovyetler Birliği’nin dağılacağına yönelik beklentilerin giderek arttığı yıllardı. 1991 yılında ise Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Sovyet tehdidi ortadan kalktı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından yeni bir dönem başlamıştı. Bu yeni dönemdeki en ciddi meselelerden birisi ise Kızıl Ordu’nun cephaneliklerinde bulunan silahların akıbetiydi. Tam da bu ortamda ABD istihbaratı, aldığı yeni bir bilginin üzerine fazla zaman kaybetmeden harekete geçmeye hazırlanıyordu. 

SSCB’nin dağılmasının ardından Doğu Avrupa’dan Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada 15 farklı ülke bağımsızlık ilan etti. Henüz yeni bağımsızlık ilan etmiş olan bu ülkelerin acil bir şekilde ekonomik olarak kalkınmaya ihtiyacı vardı. Böyle bir ortamda eski dönemden kalan ve bu ülkeler için ağır bir yük hâline gelen silahlar önemli bir gelir sağlayabilirdi. Bağımsızlığını henüz kazanmış olan Moldova da tam olarak bu yolu izlemeye karar verdi. Sovyet döneminden kalan 21 MiG-29 savaş uçağının İran’a satılması için görüşmeler başlamıştı.

ABD, İRAN’IN SATIN ALMASINI ENGELLEMEK İÇİN HAREKETE GEÇTİ 

SSCB’nin dağılmasının ardından yeni kurulan ülkeler, sahip oldukları fazla silahları satmak için harekete geçmiş ve bu durum, 1979 yılından bu yana ABD tarafından ambargo altında olan İran’ın yeni silahlar edinmesi için bir fırsat yaratmıştı. Tahran, bu kapsamda Moldova’nın elinde bulunan 21 MiG-29 savaş uçağını satın almak için harekete geçti ve Moldova ile resmî görüşmeler başladı. Resmî temasların başlamasının ardından ABD yönetimi, İran’a yönelik olası bir satışa karşı çıkmak için harekete geçti. Uçakların sahip olduğu özellikler konusunda oldukça kritik bir detay bulunuyordu. Dönemin ABD Savunma Bakanı William S. Cohen, İran’ın bu uçaklara sahip olmaması için harekete geçti. Cohen’in bu maksatla bulduğu çözüm ise oldukça ilginçti. 

Soğuk Savaş sona ermiş ve ABD’nin başını çektiği Batı bloku için Sovyet tehdidi bitmiş olsa da Moldova’nın elinde bulunan gelişmiş MiG-29 uçaklarının İran’a satılması ABD için bazı riskler taşıyordu. ABD, gelişmiş Sovyet teknolojisinin İran gibi tehdit olarak algıladığı ülkelerin eline geçmesi hâlinde bunun kopyalanarak yeni tehditlere kapı aralayacağından endişe ediyordu. Nitekim İran, henüz SSCB dağılmadan önce 1989 yılında Moskova ile bir anlaşma imzalamış ve ilk MiG-29’larını 1990’da teslim almaya başlamıştı. Ancak ABD’yi Moldova’dan yapılacak satış konusunda endişelendiren şey uçakların kendisi değil, bu uçakların sahip olduğu bazı özel yeteneklerdi. 

MiG-29’lar konusunda tek endişeli olan ülke ABD değildi. 1980’li yılların sonundan itibaren İsrail’in çevresindeki bir çok ülke MiG-29 satın almaya başlamıştı. Suriye ve Irak gibi ülkelerin MiG-29 satın alması İsrail tarafından tehdit olarak algılanıyordu. İsrail, bu uçakların limitlerini öğrenebilmek adına 1997 yılında Polonya’ya ait olduğu değerlendirilen 3 MiG-29’u kısa süreliğine kiralayarak bu uçakları test etti ve olası bir savaş hâlinde İsrail Hava Kuvvetleri’ne karşı oluşturacağı potansiyel riskleri tespit etmeye çalıştı.

WASHINGTON RUS UÇAKLARINI SATIN ALDI 

Moldova, 1996 yılının sonlarında ABD’yi, İran ile savaş uçağı tedariki konusunda yapılan görüşmeler hakkında bilgilendirdi. Rus yapımı uçaklardan 14’ünün nükleer silah taşıma kapasitesine sahip olduğu değerlendiriliyordu. İran’ın nükleer silah geliştirme ve bu silahları kullanmayı sağlayacak araçlar edinme konusunda çaba içinde olduğunu düşünen ABD yönetimi, satışı engellemek için 1997 yılında Moldova hükümetiyle görüşmelere başladı. 10 Ekim’de kesinleşen bir anlaşma uyarınca; Amerika Birleşik Devletleri; nükleer silah kullanma yeteneğine sahip olacak şekilde donatıldığı değerlendirilen 14 adet MiG-29C, 6 adet MiG-29A, 1 adet MiG-29B, 500 adet havadan havaya füze ve uçakların konuşlandırıldığı Moldova hava üssündeki tüm yedek parçaları ve çeşitli ekipmanları satın aldı. 

Mig-29 savaş uçakları günümüzde birçok ülke tarafından kullanılıyor. Halihazırda savaş halinde olan Rusya ve Ukrayna’da bu uçakları savaşta aktif olarak kullanıyor

ABD, Sovyetler Birliği tarafından üretilen MiG-29 savaş uçaklarına bedel olarak Moldova’ya bir miktar nakit para, insani yardım ve hafif silahlar sağladı. Bu dönemde İran’ın elinde MiG-29 uçakları bulunuyordu. Ancak ABD, Moldova’dan satın aldığı bu uçaklarla hem İran’ın nükleer silah kullanabilen uçaklara erişimini engellemiş hem de İran’ın elinde bulunan MiG-29’lardan daha donanımlı uçakları satın almasını engellemişti. Moldova’dan alınan uçaklar ABD’ye götürüldü ve ABD Hava Kuvvetleri bu uçaklarla uzun süre boyunca test ve eğitim faaliyetleri gerçekleştirdi. 

ABD, SSCB’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden ülkelerden çok sayıda askeri sistem ve nükleer materyal alımı gerçekleştirdi. ABD basınında yer alan bilgiye göre 1994 yılında Kazakistan’ın elinde bulunan zenginleştirilmiş uranyum; İran ve Kuzey Kore gibi Washington’ın tehdit olarak gördüğü ülkelerin elde etmemesi için satın alındı. SSCB’nin dağılmasının ardından dünyanın en büyük üçüncü nükleer gücü hâline gelen Ukrayna, 5 Aralık 1994 tarihinde Budapeşte Memorandumu’nu imzalayarak elinde bulunan nükleer silahlarının tamamını imha edilmek üzere Rusya’ya devretmeyi ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) nükleer olmayan bir devlet olarak katılmayı kabul etti.

yok

Author: Can Doğan