Atatürk’ün mirası Heybeliada Sanatoryumu Diyanet’e devrediliyor: Gerekçe mesleki eğitim

Img

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kurulmuş, Türkiye’nin ilk devlet sanatoryumu olan Heybeliada Sanatoryumu’nun, içinde bulunduğu 200 bin metrekarelik alanla birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı’na yeniden tahsis edilmesine yönelik tepkiler sürüyor. Söz konusu gelişmeye karşı, İstanbul Tabip Odası ve Türk Toraks Derneği tarafından iptal davası açılırken CHP 22. Dönem Bursa Milletvekili Mustafa Özyurt, yaşananlara tepki gösterdi.

Özyurt, Cumhuriyet’te kaleme aldığı “Heybeliada Sanatoryumu üzerine” isimli yazısında, Heybeliada Sanatoryumu’nun Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilmesini eleştirerek “Neredeyse siyasetle yatıp butlanla uyandığımız şu günlerde, çok önemli bir konu, Heybeliada Sanatoryumu’nun sessiz sedasız Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilmesi gözlerden kaçırılıyor” uyarısında bulundu.

“SAĞLIK AÇISINDAN SEÇKİN BİR BÖLGEDİR”

Heybeliada Sanatoryumu’nun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kurulmuş, Türkiye’nin ilk pandemi ve verem hastanesi olduğunu hatırlatan Özyurt, “On binlerce hastayı sağlığına kavuşturan bu tarihi sağlık kurumu, ulaşım zorluğu ve iktidarın yeni sağlık politikaları gerekçe gösterilerek 2005 yılında kapatılmıştır.” sözlerini sarf etti.

Özyurt, yazısının devamında “Sanatoryumun konumu, Çamlimanı’nın yakındaki dik yamaçlardan denize bakan, çam ağaçlarının çevrelediği, bol oksijen yoğunluğu ve bu özgün yerleşimiyle sağlık açısından seçkin bir bölgedir” ifadelerini kullanarak “Üstelik bu bölgenin verem hastaları için tedavide etkin olabilecek iklim koşullarına sahip olduğunu, 1500’lü yıllardan beri ünlü gezginlerin gezi notlarından öğrenmiş bulunmaktayız” dedi.

“1951’DE TEK GÖĞÜS CERRAHİSİ MERKEZİ HALİNE GELDİ”

1924 yılında sanatoryumun, biri kadınlara, diğeri erkeklere ayrılan sekizer kişilik iki koğuşla hasta kabulüne başladığını ifade eden Özyurt, şu bilgilere yer verdi:

“1939 yılına gelindiğinde yatak sayısı 370’e ulaşmıştır. 1947 yılında başhekim Dr. Ahmet Elberger’in katkıları ve 1951 yılında da Dr. Siyami Ersek’in tam gün kadrolu çalışmaya başlamasıyla ivme kazanan Heybeliada Sanatoryumu ülkenin ilk ve tek göğüs cerrahisi merkezi haline gelmiştir.

“HEYBELİADA SANATORYUMU UNUTTURULMAK İSTENMEKTE”

Özyurt, 1999 Marmara depreminde binalarda çatlaklar meydana geldiğini, çatıların hasar gördüğünü ve duvarlarda çatlaklar oluştuğunu aktararak “Onarmak ve Adalar ilçesi halkına sağlık hizmet sunan hastane özelliğini devam ettirmek yerine, Sağlık Bakanlığı’nın 01.08.2005 tarihinde aldığı bir kararla 660 yatak kapasiteli Heybeliada Sanatoryumu 30.09.2005 tarihinde tamamen kapatılmıştır.” ifadelerine yer verdi.

“İki bekçiyle kaderine terk edilen tarihi binalar, çatıda çıkan bir yangın sonunda iyice harabeye dönmüştür” diyen Özyurt, “O tarihten bu yana kendi haline bırakılan güzelim binalar içine girilemez durumdadır. Kısacası, Heybeliada Sanatoryumu unutturulmak istenmekte ve birilerine verilmek için kılıf hazırlanana kadar terk edilmiş bulunmaktadır.” İfadelerini kullandı.

“KAMUYA BAĞLI HASTANE OLARAK DÜZENLENMELİ”

Sözlerinin devamında, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), “Dünya Nüfus Günü’’ nedeniyle açıkladığı istatistiklerin çok çarpıcı olduğuna dikkat çeken Özyurt, “Buna göre Türkiye 86 milyon 92 bin 168 kişi ile 194 ülke arasında 18. sırada yer alırken dünya toplam nüfusunun yüzde 1’ini oluşturmaktadır. Yaşlı oranı dünya ortalaması, 2025 yılında yüzde 10.4 olurken Türkiye’nin yaşlı nüfus oranı yüzde 11.1 ile dünya yaşlı ortalamasının hemen üstünde yer almaktadır. Ancak hâlâ AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus ortalamasından daha düşüktür.” açıklamasında bulundu.

Özyurt, yazısının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Yaklaşık olarak 200 bin metrekarelik çok geniş bir alan içinde ve mimar Rebii Gorbon’ un eseri olan sanatoryum binalarını onarmak ya da yıkıp yenisini yapmak durumunda, bir bölümü Adalar halkı için kamuya bağlı hastane olarak düzenlenmeli, daha büyük bölümü ise yaşlanan ve bellek sorunu yaşayan yaşlı nüfusun barınacağı güvenli bir kuruma dönüştürülmelidir.”

“ÜLKEMİZİN SANATINDA DA YERİ VARDIR”

Sanatoryumun ülkemizin edebiyat ve sanatında da önemli bir yeri olduğuna işaret eden Özyurt, “On binlerce hastanın sağlıkla ayrıldığı, Rıfat Ilgaz, Ece Ayhan gibi edebiyatçıların tedavi gördüğü Heybeliada Sanatoryumu’nda Türkiye’nin ilk kadın şairlerinden Hüceste Aksavrın da tüberküloz tedavisi gören hastalar arasındadır” dedi.

Mustafa Özyurt, “Aksavrın ve kendisini tedavi eden doktoru (aynı zamanda ressamdır) Dr. Münir Münif birbirlerine duygusal yakınlık duyarlar ve evlenirler. Bu evlilikten bir oğulları olur” derken “İyi bir öğrenim görmesi için İsviçre’ye gönderirler. Ancak oğulları okulu bitirdikten sonra yurda dönmez, annesini ve babasını büyük bir özlem içinde bırakır.” Bilgisini paylaştı.

Hüceste Aksavrın’ın, eşini yitirdikten sonra son günlerini geçirdiği huzurevinde “Bir sabah bakacaksın ki birtanem ben yokum” ve “Zeytin gözlüm sana meylim nedendir?” dizelerini yazdığını ifade eden Özyurt, “Bu duygu yüklü sözleri bestekâr Selahattin İçli notalarla buluşturmuş ve unutulmaz bir vefa örneği sergilenmiştir.” dedi.

“DİYANET’E BIRAKILMASI TAM BİR ALDATMACADIR”

2018 yılında, Heybeliada Sanatoryumu’nun din görevlilerine mesleki eğitim amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’na verildiği haberinin basına yansımış olduğunu hatırlatan Özyurt, “Böylesine özel ve Adalar halkının gereksinimi olan bir tesisin Diyanet’e bırakılması tam bir aldatmacadır.” dedi.

Özyurt, yazısının devamında “Mesleki eğitim” amacı, açık söylenmek gerekirse Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin dinlenme, eğlenme ve kamp yapması için uydurulmuş bir kılıftır.” ifadelerini kullanırken “Adalar Belediyesi ve meslek odaları tarafından yargıya taşınan bu karar, iptal edilse de 12.05.2026’da Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilme süreci yeniden başlamış bulunmaktadır” sözlerini sarf etti.

“FARKLI BİR AMAÇLA KULLANILMAZINA İZİN VERİLMEMELİ”

“Hiçbir zaman Diyanet İşleri ile ilişkilendirilecek bir yanı bulunmayan Heybeliada Sanatoryumu binalarının kamp yapma amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığına verilmesi kabul edilebilir değildir” sözlerini ileten Özyurt, yazısını “Hiç değilse on binlerce hastanın tedavi gördüğü ve sağlığına kavuşup mutlu ayrıldığı hastanenin farklı bir amaçla kullanılmasına izin verilmemelidir” ifadeleriyle noktaladı.

yok

Author: Can Doğan