Bilgi Üniversitesi’nin Kapatılması: 20 Binden Fazla Öğrenci Mağdur Oldu

Bilgi Üniversitesi'nin Kapatılması: 20 Binden Fazla Öğrenci Mağdur Oldu

Türkiye’nin dördüncü vakıf üniversitesi olan İstanbul Bilgi Üniversitesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan bir karar doğrultusunda kapatıldı. Çeyrek asırlık bir geçmişe sahip olan üniversite, Eylül 2025’ten bu yana kayyum heyeti altında faaliyet göstermekteydi. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından yönetilen Can Holding bünyesinde olan üniversitenin faaliyet izni iptali, 20 binden fazla öğrenci ve akademisyenin “Şimdi ne olacak?” sorusunu sormasına neden oldu.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), vakıf üniversitelerinin faaliyet izinlerinin iptal edilmesi durumunda hangi süreçlerin işleyeceğini belirleyen bir düzenlemeye sahiptir. Bu mevzuat uyarınca, eğitim-öğretim, idari ve ekonomik faaliyetlerin sürdürülemeyecek hale gelmesi durumunda yönetim, “garantör üniversiteye” devrediliyor.

Bilgi Üniversitesi’nin garantör üniversitesi olarak, 2021 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) belirlenmişti. Kapatılma kararı sonrası MSGSÜ, Bilgi Üniversitesi’nin tüm akademik, idari ve mali yönetimini devralarak eğitim faaliyetlerinin kesintisiz sürmesini sağlayacak.

Öğrencilerin ve ailelerin tepkisi, üniversitenin aniden kapatılması nedeniyle oldukça sert oldu. Bilgi Öğrenci Dayanışması adlı sosyal medya hesabı üzerinden yapılan açıklamada, “Resmi Gazete’de yayınlanan karara göre Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni kaldırıldı. Okulumuzdan hemen şeffaf bir açıklama bekliyoruz. Bir gecede okulsuz kalmayı kabul etmiyoruz!” ifadeleri yer aldı. Bu açıklamaya yönelik pek çok yorum geldi; bir veli, çocuğunun burslu olarak girdiği üniversiteden daha düşük bir okulda eğitim alma riski hakkında endişelerini dile getirdi. Bir başka kullanıcı ise “İmamoğlu yine haklı çıktı! Benim diplomama çöken, yarın sizin okula çöker” şeklinde yorum yaptı.

Son sınıf öğrencisi olan bir genç, bir video aracılığıyla yaşadığı şoku paylaştı: “5 senedir gittiğim, kazandığım, ücretini ödediğim, emek verdiğim psikoloji bölümünde iki haftaya mezun olacaktım ama okulum az önce kapatıldı. Ve okula ulaşamıyoruz.”

Türkiye’de vakıf üniversitelerinin faaliyet izninin iptal edilerek devlet üniversitelerine devredilmesi yeni bir durum değil. Geçmişte İstanbul Şehir Üniversitesi ve Haliç Üniversitesi benzer süreçlerden geçmişti. İstanbul Şehir Üniversitesi, mali kriz ve hukuki sorunlar sonrası Cumhurbaşkanı kararı ile kapatılmış ve tüm hakları Marmara Üniversitesi’ne devredilmişti. Haliç Üniversitesi ise, YÖK tarafından mali ve idari kriterler nedeniyle faaliyet izni geçici olarak durdurulduktan sonra bir yıl süreyle İstanbul Üniversitesi tarafından devralınmıştı.

Mevcut durumda, garantör üniversite modeli çerçevesinde, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde eğitim gören öğrencilerin eğitim süreçlerinin nasıl işleyeceği merak konusu. Tüm bu gelişmeler, öğrencilerin ve akademisyenlerin geleceği için önemli bir belirsizlik yaratıyor.